Hangi Araba?

Renault Modelleri: Türkiye'de Satılan Tüm Renault Araçları

Renault modellerinin tamamı tek sayfada: Clio, Renault 5 E-Tech, Captur, Duster, Megane Sedan, Megane E-Tech, Austral, Scenic E-Tech, Rafale ve Boreal. Her modelin kimin hayatına oturduğunu, hangi ihtiyacı çözdüğünü ve arkasındaki hikayeyi anlatıyoruz.

K
Kaan Yolcu20 Temmuz 2026 01:30 · 13 dk okuma

Türkiye'de Renault modelleri arasından seçim yapmak, çoğu markada olmayan bir avantajla başlıyor: bu arabaların büyük kısmı buranın yollarını gerçekten tanıyor. Marka Bursa'da yarım asırdan uzun süredir üretim yapıyor, servisi en küçük ilçede bile bulunuyor ve yedek parçası neredeyse hiç sorun çıkarmıyor. Bir arabayı satın alırken düşündüğünüz şey fiyatsa, kullanırken düşündüğünüz şey genelde bunlar oluyor.

Bu yazıda Renault'nun Türkiye'de satılan bütün modellerini tek tek geziyoruz — Clio'dan Duster'a, elektrikli Renault 5'ten amiral Rafale'e kadar. Ama kuru bir liste yapmıyoruz. Her modelin kimin hayatına oturduğunu, hangi ihtiyacı çözdüğünü ve arkasında nasıl bir hikaye olduğunu anlatıyoruz. Çünkü doğru araba, en iyi araba değil; size uyan arabadır.

Önce Şu Elmas: Renault Nereden Geliyor?

Hikaye 1898'in Noel gecesinde, Paris'te başlıyor. Yirmi bir yaşında bir genç, ailesinin bahçesindeki barakada kendi yaptığı küçük arabayla arkadaşlarına iddiaya giriyor: Montmartre'ın o dik yokuşunu çıkabileceğini söylüyor. Motor minicik, kendisi mühendislik okumamış, kimse ciddiye almıyor.

Araba yokuşu çıkıyor. Louis Renault o gece on iki sipariş alıyor ve birkaç ay sonra abileri Marcel ile Fernand'la şirketi kuruyor. Adı da bu yüzden başta "Renault Kardeşler"di.

Ama Louis'in asıl becerisi o araba değildi. Motorun gücünü tekerleklere doğrudan aktaran bir aktarma sistemi geliştirdi ve patentini aldı. O güne kadar arabalar zincirle, kayışla çalışıyordu; bu buluş oyunu değiştirdi ve bugün hâlâ otomobilin temel prensiplerinden biri. Yani Renault, araba satan bir şirket olarak değil, arabanın nasıl çalıştığını değiştiren bir şirket olarak yola çıktı.

Markanın simgesi olan eşkenar dörtgen — Fransızlar "losange" der — 1925'ten beri kaputta duruyor. Son yıllarda tek çizgiyle çizilmiş, sadeleşmiş bir hâle büründü ama şekil aynı kaldı. Yüz yıl aynı geometriyi korumak, otomotivde pek az markanın başardığı bir şey.

Renault'nun Zor Yılları ve Bugünkü Kimliğinin Doğuşu

Her köklü Avrupa markası gibi Renault'nun da kolay anlatılmayan bir dönemi var. İkinci Dünya Savaşı'nda Fransa işgal altındayken fabrikalar Alman ordusu için üretim yaptı. Savaş bitince Louis Renault tutuklandı ve 1944'te tutukluyken hayatını kaybetti; şirket devlet tarafından kamulaştırıldı.

İşin ilginci, bu beklenmedik dönüşün markayı bugünkü kimliğine kavuşturmasıdır. Devletin eline geçen Renault'ya verilen görev netti: savaştan çıkmış Fransa'yı yeniden hareketlendirmek. Yani halkın gerçekten alabileceği, ucuz, dayanıklı, tamiri kolay arabalar yapmak. Markanın "herkes için otomobil" damarı tam olarak burada oluştu — ve o damar, yetmiş yıl sonra bile Duster gibi modellerde hâlâ atıyor.

Şirket 1990'larda yeniden özelleştirildi, ama Fransız devleti bugün de hisselerin bir bölümünü elinde tutuyor. Renault Group bünyesinde ayrıca Dacia, spor markası Alpine ve Mobilize bulunuyor; marka uzun yıllardır Nissan ve Mitsubishi ile ittifak hâlinde çalışıyor.

Renault Türkiye'de Neden Neredeyse Yerli Sayılıyor?

Renault Türkiye ilişkisi, sıradan bir marka-ithalatçı ilişkisi değil. Marka 1971'den beri Bursa'da üretim yapıyor ve uzun yıllar Türkiye'nin en çok otomobil ihraç eden üreticilerinden biri oldu. Yani burada satılan pek çok Renault burada üretildi — ve Avrupa yollarındaki pek çok Renault da Bursa'dan çıktı.

Asıl bağ ise duygusal. Renault 12, Türkiye'de "Toros" adıyla üretildi ve bir arabadan çıkıp kültürel bir simgeye dönüştü. Ucuz parçası, kolay tamiri ve inatçı dayanıklılığıyla onlarca yıl Anadolu'nun her yerinde çalıştı. Ardından gelen Renault 9, Renault 19 ve Megane de aynı yere yerleşti: Türkiye'nin "ilk ciddi arabası" hafızasına.

Bunun bugüne pratik bir yansıması var. Bir markanın ülkede fabrikası olması, sahip olma maliyetini doğrudan etkiler: parça daha ucuz, servis daha yakın, ikinci el değeri daha oturmuş olur. Renault'nun Türkiye'deki en somut avantajı, kaputun altındaki teknolojiden çok bu.

Renault İsimlerini Anlamanın Kısa Yolu

Renault, Alman markalarının harf-rakam mantığını kullanmaz. Kelime isimleri seçer ve bu kelimeler genelde anlamlıdır: Captur "yakalamak", Austral "güneye ait", Boreal ise "kuzeye ait" demek. Scenic ise "manzaralı" anlamına gelir ve modelin geniş camlı, ferah yapısına gönderme yapar.

Bir de markanın kendi ekleri var, ki fiyat listesine bakarken en çok bunlar karıştırıyor. "E-Tech" elektrikli ya da hibrit teknolojiyi gösterir. "Esprit Alpine", markanın spor otomobil markası Alpine'den esinlenen sportif donanım paketidir. "Eco-G" ise fabrika çıkışlı LPG sistemi demektir — Türkiye'de özellikle önemli bir detay.

Renault Clio: İlk Arabası Olanların Arabası

Bir Clio'nun günü genelde şöyle geçer: sabah dar bir sokakta park yerinden çıkar, trafikte kimseyi rahatsız etmeden ilerler, akşam markete uğrar ve bir kez daha imkânsız görünen bir boşluğa sığar. Renault Clio'nun bütün varlık sebebi bu — büyük olmadan yeterli olmak.

Şehirde yaşıyorsanız, günlük mesafeniz kısaysa ve arabanın sizi trafikte germemesini istiyorsanız Clio hâlâ mantıklı bir başlangıç. İçi ilk bakışta düşündüğünüzden geniş, bagajı haftalık alışverişi ve bir hafta sonu kaçamağının bavulunu rahat alır. Uzun yolda da yorucu değildir; sadece bu araba "uzun yol arabası" olarak değil, "her gün arabası" olarak tasarlanmıştır.

Clio, 1990'da çıktığından beri Avrupa'nın en çok satan otomobilleri arasında yer aldı. Bir modelin otuz yılı aşkın süre hem güncel hem popüler kalması otomotivde çok nadirdir; çoğu isim on beş yirmi yılda emekliye ayrılır. Clio'nun sırrı her nesilde baştan yenilenirken karakterini korumasıydı. Türkiye açısından ayrı bir anlamı da var: bu model uzun yıllar Bursa'da üretildi.

Kimin için? İlk arabasını alan, şehirde yaşayan, park sorunu yaşayan ve düşük işletme maliyeti arayanlar.

Türkiye'de durumu: Güncel Renault fiyat listesinde "Yeni Clio" olarak, benzinli motor ve otomatik şanzıman seçeneğiyle yer alıyor. Tamamen elektrikli versiyonu yok; markanın bu sınıftaki elektrikli cevabı Renault 5.

Clio'nun doğal ortamı: dar sokak, sıkışık park, günlük hayat
Clio'nun doğal ortamı: dar sokak, sıkışık park, günlük hayat

Renault 5 E-Tech: Nostaljiyi Prize Takmak

Bazı arabalar sizi bir yerden bir yere götürür; bazıları ise sokakta insanları döndürür. Renault 5 E-Tech ikincisinden. Kare hatları, kısa gövdesi ve o tanıdık duruşuyla, 1970'lerin efsanevi Renault 5'inin elektrikli çağa taşınmış hâli.

Bu araba şehirde yaşayan, evinde ya da işinde şarj imkânı olan ve elektrikli otomobile geçmek isteyip de sıkıcı bir kutuya binmek istemeyen insanlar için. Günlük menzili şehir kullanımına fazlasıyla yetiyor; asıl mesele zaten menzil değil, karakter. Renault 5 E-Tech, elektrikli araba almanın mecburiyet değil tercih olabileceğini gösteren modellerden.

Orijinal Renault 5, 1972'de çıktığında küçük araba fikrini yeniden tanımlamıştı: plastik tamponları, sade hatları ve pratik boyutlarıyla Avrupa'da bir neslin ilk otomobili oldu. Yeni model bu mirası bilinçli kullanıyor — farlardaki ve kaputtaki detaylar doğrudan orijinaline selam veriyor. Strateji tuttu; model çıktığı dönemde Avrupa'nın en çok konuşulan elektriklilerinden biri oldu.

Kimin için? Şehirli, şarj imkânı olan, tasarıma önem veren ve elektrikliye geçerken karakterden ödün vermek istemeyenler.

Türkiye'de durumu: Güncel listede "Renault 5" adıyla satılıyor ve markanın en çok ilgi gören elektrikli modellerinden biri.

Retro elektrikli: kare hatlar, kısa gövde, nostaljik ama modern
Retro elektrikli: kare hatlar, kısa gövde, nostaljik ama modern

Renault Captur: Şehirden Kopmadan Biraz Yükselmek

Captur, Clio'nun hayatını sevip de "biraz daha yüksek otursam" diyenler için var. Aynı şehir çevikliği, ama daha rahat biniş, daha iyi görüş açısı ve daha kullanışlı bir bagaj. Bebek arabası olan genç aileler bu modele bir kez oturunca genelde geri dönmüyor.

Renault Captur'un asıl becerisi, SUV havasını şehir arabası boyutlarında sunması. Trafikte hantallaşmıyor, dar sokakta zorlamıyor, ama yüksek oturuşun verdiği o hâkim histen de mahrum bırakmıyor. Hafta içi işe gidip gelen, hafta sonu şehir dışına çıkan bir hayat için fazlasıyla yeterli.

İsmi de hikayesini anlatıyor: "Captur" doğrudan "yakalamak" fiilinden geliyor. 2010'ların başında Avrupa'da küçük SUV diye bir sınıf henüz oluşuyordu ve markalar hatchback alıcılarını yüksek gövdeli araçlara "yakalamaya" çalışıyordu. Strateji o kadar tuttu ki bu sınıf bugün Avrupa'nın en kalabalık segmentlerinden biri.

Kimin için? Genç aileler, yüksek oturuş isteyip büyük araba istemeyenler, şehir hayatı ağırlıklı ama hafta sonu kaçamağı yapanlar.

Türkiye'de durumu: Güncel listede hibrit motor ve otomatik şanzıman kombinasyonuyla sunuluyor. Tamamen elektrikli versiyonu Türkiye listesinde bulunmuyor.

Kompakt SUV: Clio'nun yüksek kardeşi, şehirli ve pratik.
Kompakt SUV: Clio'nun yüksek kardeşi, şehirli ve pratik.

Renault Duster: Yolun Bittiği Yerde Başlayan Araba

Duster'ı anlamak için asfaltın bittiği yeri düşünmek gerekiyor. Köy yolu, şantiye girişi, bozuk bir sahil patikası, kar yağmış bir dağ köyü. Renault Duster bu tür yerlerde kendini evinde hisseder — ve daha da önemlisi, oraya gitmekten korkmayan bir sahibi mutlu eder.

Bu araba gösteriş yapmaz. Plastik tekerlek davlumbazları, yüksek yerden yüksekliği ve sade iç mekanıyla "işimi göreyim yeter" der. Ama tam da bu yüzden Türkiye'de karşılık buluyor: hafta içi şehirde, hafta sonu bağda bahçede, tatilde toprak yolda kullanılabilen bir araç arayan çok insan var ve bu denklemi bu fiyata çözen model az.

Duster'ın en ilginç yanı ise dünyanın farklı yerlerinde farklı rozetlerle satılması. Aynı araç bazı ülkelerde Renault, bazılarında ise grubun diğer markası Dacia olarak sunuluyor. Sebebi tamamen pazar algısı: hangi marka o ülkede daha güçlü tanınıyorsa o rozet takılıyor. Türkiye'de Renault rozetiyle satılıyor.

Kimin için? Şehir dışına düzenli çıkanlar, bozuk yol kullananlar, LPG'li çözüm arayanlar ve gösterişten çok işlevi önemseyenler.

Türkiye'de durumu: Güncel listedeki en çok yönlü model: fabrika çıkışlı LPG, benzinli, hibrit ve dört tekerlekten çekişli seçenekleri bulunuyor. Tamamen elektrikli versiyonu yok.

Sağlam SUV: köşeli, dayanıklı, gösterişsiz — listenin en sert karakterli üyesi.
Sağlam SUV: köşeli, dayanıklı, gösterişsiz — listenin en sert karakterli üyesi.

Renault Megane Sedan: Bagaj Kapağı Ayrı Olsun İsteyenler

Türkiye'de sedan sevgisi ayrı bir konudur. Bagajın kabinden ayrı olması, arka koltuktaki yolcunun rahatı, uzun yolda o oturmuş his — bunlar hâlâ çok insan için ilk kriter. Renault Megane Sedan tam olarak bu talebe cevap veriyor.

Bu araba işe gidip gelen, ailesiyle uzun yola çıkan, arada müşteri taşıyan bir hayata oturuyor. Filo tercihlerinde sık görülmesi tesadüf değil: işletme maliyeti öngörülebilir, servis her yerde, ikinci el değeri oturmuş. Heyecan vaat etmiyor, ama sorun da çıkarmıyor — ki günlük hayatta bu genelde daha kıymetli.

Megane ismi Türkiye'de bir modelden fazlasını ifade ediyor. Marka, Renault 12 Toros ve Renault 19 ile kurduğu güveni Megane ile sürdürdü ve model 1990'ların sonundan itibaren "ilk ciddi araba" kategorisine yerleşti. Bugün ikinci el ilanlarında Megane'in her neslinden araç bulabilirsiniz — bir markanın bir ülkede ne kadar kök saldığının en iyi ölçütü de budur.

Kimin için? Sedan gövdesinde ısrar edenler, aile ve uzun yol kullanıcıları, filo alıcıları, öngörülebilir maliyet isteyenler.

Türkiye'de durumu: Güncel listede dizel ve benzinli seçenekleriyle satılıyor. Bu gövdenin elektrikli versiyonu yok; elektrikli Megane tamamen ayrı bir araç.

Aile sedanı: uzun, dengeli, mütevazı ve işlevsel.
Aile sedanı: uzun, dengeli, mütevazı ve işlevsel.

Renault Megane E-Tech Electric: Aynı İsim, Bambaşka Araba

Fiyat listesinde iki tane Megane görüp kafası karışan çok kişi var. Haklılar da: Renault Megane E-Tech Electric, Megane Sedan'la aynı ismi taşıyor ama tamamen farklı bir araba. Daha yüksek gövdeli, daha keskin çizgili ve sıfırdan elektrikli olarak geliştirilmiş.

Bu model, şehirde yaşayan ama biraz daha büyük ve daha teknolojik bir araba isteyen elektrikli araç kullanıcısına hitap ediyor. Şarj imkânınız varsa günlük kullanımda benzin istasyonunu hayatınızdan çıkarabilirsiniz; iç mekanı ve ekran donanımı da bu modeli bir teknoloji ürünü gibi hissettiriyor.

Peki neden aynı isim? Çünkü Renault, Megane'in Türkiye gibi pazarlarda yarattığı güveni kaybetmek istemedi. Yeni bir teknolojiyi tanıdık bir isimle sunmak, alıcının çekingenliğini azaltıyor. Biraz kafa karıştırıcı ama ticari mantığı net.

Kimin için? Şarj imkânı olan, elektrikliye geçmek isteyen, teknoloji ve tasarım odaklı kullanıcılar.

Türkiye'de durumu: Güncel listede Techno ve Esprit Alpine donanımlarıyla, farklı model yılı seçenekleriyle satılıyor.

Elektrikli kompakt: yüksek gövdeli, modern, keskin
Elektrikli kompakt: yüksek gövdeli, modern, keskin

Renault Austral: Ailenin Büyüdüğü Nokta

Bir noktadan sonra Captur küçük gelmeye başlar. Çocuklar büyür, bagaja giren eşya artar, uzun yol sıklaşır. Renault Austral tam bu geçişin arabası: orta boy SUV, daha geniş kabin, daha donanımlı iç mekan ve uzun yolda daha oturmuş bir sürüş.

Austral, konfor odaklı bir araç. Sportif olma iddiası yok; sizi ve ailenizi yormadan uzun mesafe götürmeye odaklı. Şehirde de sorun çıkarmıyor ama asıl karakterini otoyolda gösteriyor. Yıllık birkaç bin kilometrelik tatil yolculuğu yapan aileler için mantıklı bir seçim.

İsmi de markanın son dönem tercihlerini yansıtıyor: "Austral" güneye ait anlamına gelen Latince kökenli bir kelime — aynı kökten "Avustralya" da türemiştir. Renault, Alman markalarının harf-rakam sisteminden bilinçli olarak uzak duruyor ve teknik değil duygusal bir dil kuruyor.

Kimin için? Büyüyen aileler, uzun yol yapanlar, konforu performansın önüne koyanlar.

Türkiye'de durumu: Güncel listede hafif hibrit ve tam hibrit seçenekleriyle, geniş bir donanım yelpazesiyle sunuluyor. Tamamen elektrikli versiyonu bulunmuyor.

Orta boy SUV: geniş, olgun, konfor odaklı.
Orta boy SUV: geniş, olgun, konfor odaklı.

Renault Scenic E-Tech Electric: Bir Sınıfı İcat Eden İsmin Dönüşü

Renault Scenic E-Tech Electric, elektrikli ama asıl iddiası batarya değil: ferahlık. Yüksek tavanı, büyük camları ve geniş kabiniyle içeride oturmak, çoğu SUV'dan farklı bir his veriyor. Arka koltukta uzun yol yapacak çocuklarınız varsa bu fark önemlidir.

Bu model, elektrikliye geçmek isteyen ama aile ihtiyacından ödün vermek istemeyen kullanıcı için. Günlük okul-iş-market üçgeni, hafta sonu şehir dışı, yılda birkaç uzun yol — Scenic bu ritme kurulmuş bir araç.

İsmin hikayesi de güzel. 1990'ların ortasında Renault, Scenic ile kompakt aile aracı diye bir sınıf yarattı: sıradan bir hatchback'in yüksek tavanlı, esnek koltuklu, çok pratik hâli. Fikir o kadar tuttu ki neredeyse bütün Avrupalı markalar kendi versiyonunu yaptı. Yıllar sonra o sınıf SUV'lara yenildi ve isim rafa kalktı. Şimdi ise tamamen elektrikli bir SUV olarak geri döndü — yani isim, iki kez sınıf değiştirerek hayatta kaldı.

Kimin için? Elektrikliye geçmek isteyen aileler, iç mekan ferahlığını önemseyenler, arka koltukta düzenli yolcu taşıyanlar.

Türkiye'de durumu: Güncel listede tamamen elektrikli olarak satılıyor.

Elektrikli aile SUV'u: ferah, yüksek tavanlı, aile odaklı.
Elektrikli aile SUV'u: ferah, yüksek tavanlı, aile odaklı.

Renault Rafale: Listenin Tepesindeki Araba

Renault Rafale, markanın Türkiye'deki amiral gemisi. Uzun gövdesi, arkaya doğru alçalan coupe etkili çatısı ve üst donanım seviyeleriyle, "Renault da böyle bir araba yapıyor mu?" dedirten türden bir model.

Bu araba, bütçesi üst segmente uzanan ama Alman markalarının o mesafeli tavrını istemeyen kullanıcıya hitap ediyor. Uzun yolda konforlu, şehirde gösterişli, iç mekanında donanım cömert. Aile arabası olarak da çalışıyor ama asıl vaadi konfor ve prestij.

İsmi ise çoğu kişinin sandığı gibi Fransız savaş uçağından gelmiyor. Rafale ismi, 1930'larda Renault'nun ortak olduğu bir havacılık şirketinin ürettiği ve hız rekorları kıran bir uçaktan alınmış. Renault'nun uçak motoru geçmişi düşünülünce, bu tercih sanıldığından daha anlamlı.

Kimin için? Üst segment arayan, konfor ve donanımı önceleyen, tasarımıyla fark yaratmak isteyenler.

Türkiye'de durumu: Güncel listenin en üst modellerinden; hibrit motor seçeneğiyle sunuluyor.

Amiral SUV: uzun, alçalan çatılı, gösterişli.
Amiral SUV: uzun, alçalan çatılı, gösterişli.

Renault Boreal: Listeye Yeni Katılan İsim

Renault Boreal, markanın Türkiye fiyat listesine yakın dönemde eklenen SUV modeli. Renault'nun uluslararası pazarlar için geliştirdiği araçlardan biri ve markanın SUV ağırlıklı listesini genişletme stratejisinin parçası.

İsim tercihi de markanın mantığını sürdürüyor: "Boreal" kuzeye ait anlamına geliyor ve Austral'ın (güneye ait) tam karşıtı. Yani Renault iki SUV modeline dünyanın iki zıt yönünün adını vermiş durumda. Otomobil isimlendirmesinde bu tür bilinçli simetriler nadirdir ve genelde uzun vadeli planlanmış bir isim ailesine işaret eder.

Kimin için? SUV arayan ve markanın güncel listesindeki alternatifleri karşılaştıran alıcılar.

Türkiye'de durumu: Güncel fiyat listelerinde yer alıyor. Donanım ve versiyon detayları henüz diğer modeller kadar oturmuş değil; karar öncesi resmi siteden teyit almak gerekir.

 Renault Boreal SUV modeli
Renault Boreal SUV modeli

Bir de Ticari Tarafı Var: Kangoo, Trafic ve Master

Renault'nun Türkiye'deki yaygınlığını sadece binek modeller açıklamıyor. Kangoo, Trafic ve Master, markanın esnaf, kargo, servis ve küçük işletme dünyasındaki karşılığı.

Kangoo özellikle küçük esnaf arasında yaygın: gün içinde onlarca durak yapan, dar sokaklara giren, arkasına malzeme atan bir hayat için tasarlanmış. Trafic orta ölçekli taşımacılıkta, Master ise büyük yük ve yolcu taşımacılığında kullanılıyor. Bu araçların yaygınlığı, markanın servis ağının neden bu kadar geniş olduğunu da açıklıyor — ki bu, binek araç sahibinin de doğrudan işine yarayan bir avantaj.

Hangi Renault Size Göre? Kısa Yol Haritası

Şehirde yaşıyor, ilk arabanızı alıyorsanız Renault Clio. Aynı hayatı yaşayıp biraz yükselmek istiyorsanız Renault Captur. Elektrikliye geçmek istiyor ama sıkıcı bir araba istemiyorsanız Renault 5 E-Tech.

Aileniz büyüdüyse ve uzun yol yapıyorsanız Renault Austral; elektrikli bir aile aracı arıyorsanız Renault Scenic E-Tech. Sedan gövdesinde ısrarcıysanız Renault Megane Sedan, aynı ismin elektrikli hâlini istiyorsanız Renault Megane E-Tech.

Şehir dışına düzenli çıkıyor, bozuk yol kullanıyor ya da LPG'li bir çözüm arıyorsanız Renault Duster. Bütçeniz üst segmente uzanıyor ve konfor önceliğinizse Renault Rafale.

Hangisini seçerseniz seçin, Renault'nun Türkiye'deki asıl avantajı kaputun altında değil, etrafında: yaygın servis, kolay bulunan parça ve oturmuş bir ikinci el pazarı.

Renault'nun başarısı en güçlü motoru üretmesi değil; insanların hayatına en kolay karışan otomobilleri üretmesi. Belki Clio ile ilk işe gittiniz, belki Toros ile çocukluğunuzu yaşadınız, belki de bugün elektrikli Renault 5'e bakıyorsunuz. Modeller değişiyor ama Renault'nun Türkiye'deki hikâyesi yarım asırdır aynı yerde devam ediyor.

Not: Renault model listesi, donanım seçenekleri ve fiyatları aylık güncelleniyor. Satın alma kararı öncesinde renault.com.tr üzerinden güncel Renault fiyat listesini kontrol etmek gerekir.

İlgili İçerikler